you tube etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
you tube etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

13 Nisan 2014 Pazar

Ama 'Youtube yasağı bana haksızlık'

Yıldız Tilbe, “Youtube bir açık bir kapalı, döner kapılar gibi. Zararlı içeriklere bakmıyorum. O sayfalar kapatılsın. Youtube yasağı bana haksızlık.” dedi.

Yıldız Tilbe önceki gece,‘Sahne İstanbul’da program yaptı.

‘Şivesi Sensin Aşkın’ isimli yeni albümü bir gün önce piyasaya çıkan sanatçı, yaklaşık 700 kişinin doldurduğu mekanda ilk olarak yeni albümünden ‘Kardelen’ isimli şarkıyı söyledi.

20 yıl önce yayınlanan ilk albümü ‘Delikanlım’dan bu yana 17’inci albümünü çıkartan Yıldız Tilbe, şarkıyı bitirince konuklarına “Hoşgeldiniz” diyerek şunları söyledi:

“Ben bugün çok mutluyum. Dün yeni bir albümüm çıktı. 12 şarkıdan oluşuyor. Güle güle dinleyin İnşallah. Ben hepsini ayrı beğeniyorum. Hepsi farklı birbirinden. En güzel hangisi karar veremiyorum. Siz dinlediniz mi? Karar verdiniz mi? İnşallah ben yaşlılığınızın da sanatçısı olacağım.”

Ardından, ‘Seni sana Bırakmam’ ve ‘Zaten Aşklar Hep Yalan Dolan’ isimli şarkılarıyla BVS Group’a ait Sahne İstanbul’daki konuklarını coşturan sanatçı kendine has dansıyla da izleyenleri coşturdu.

Şarkı aralarında hayranlarıyla sohbet etmeye devam eden sanatçı, onlara kendisinden istekte bulunabileceklerini belirterek şöyle devam etti:

“İsteklerinize açığım. Benden her türlü şarkıyı isteyebilirsiniz. Kendi şarkılarımın dışında şarkılar da söylüyorum.”

Youtube yasağına da değinen sanatçı şöyle devam etti:
“Youtube bir açık bir kapalı, döner kapılar gibi. Ben Youtube’da faydalı içerikler paylaşıyorum. Şarkılarımı, şiirlerimi paylaşıyorum. Zararlı içeriklere bakmıyorum. O sayfalar kapatılsın. Youtube yasağı bana haksızlık.”

Ünlü şarkıcı, yeni albümünün şarkılarını da söylediği gecede pop, arabesk ve halk müziğinin yanı sıra, Türk Müziği eserleri de seslendirdi.

Sahne İstanbul’da eğlence sabahın erken saatlerine kadar devam etti.

28 Mart 2014 Cuma

İnternet yasakları cuma hutbesin de!

28 Mart Cuma hutbesinde Türkiye genelinde tüm camilerde okutulan ‘Hürriyet ve mesuliyet’ hutbede, internet yasaklarına da gönderme yapılırken, cami cemaatine “Gemiyi alttan delmek isteyenlere izin vermeyin” çağrısı yapıldı.

“TEKNİK İMKANLARI KULLANIP EKOLOJİK DENGEYİ BOZUYORLAR”

Hutbede, Twitter ve Youtube yasaklarıyla ilgili “Kitle iletişim araçlarıyla dünyamızın küçüldüğü, geminin dibini delmek isteyenlerin çoğaldığı, teknik imkânları kullanıp tabiatın ekolojik dengesini dahi bozacak kadar ileri gittikleri günümüzde insanlık, Kur’an-ı Kerim’in ve Sevgili Peygamberimiz (s.a.s)’in özgürlük ve sorumluk konusundaki mesajlarına her zamankinden daha fazla muhtaçtır.” ifadelerine yer verilirken, sosyal medya yasaklarının yer aldığı hutbeden dolayı Diyanet İşleri Başkanlığı’na tepki yağdı.
Bugün okutulan hutbe şöyle:

“Peygamber Efendimiz (s.a.s), Cahiliye karanlığındaki kalplere iman nurunu yerleştirmek için elinden gelen gayreti gösteriyordu. Bir yandan hâl ve hareketleriyle getirdiği hidayeti yaşayarak sunarken bir yandan da etkili ve üstün hitabetiyle ilâhî mesajı en hikmetli kelimelere döküyordu. Bir gün insan ve toplum için hayatî bir önem taşıyan “hürriyet ve mesuliyet” duygusunu ashâbına güzel bir benzetmeyle şöyle anlatıyordu: Toplumsal sorumluluğun ve bireysel hürriyetin sınırlarını belirleyen bu hadis-i şerifte Sevgili Peygamberimiz (s.a.s), çok beliğ bir üslupla yaşadığımız dünyayı bir gemiye, bütün insanları da bu gemide yol alan yolculara benzetir.

Yolcular kendi içlerinde iki kısma ayrılır. Bir kısmı Allah’ın koymuş olduğu sınırları gözeten ilim, irfan, akıl ve erdem sahibi insanlar; diğer kısmı ise bu sınırları çiğneyen, heva ve arzularına esir düşmüş, hürriyeti başıboşluk ve sorumsuzluk olarak telakki eden, sonu hem kendisinin hem de insanlığın felaketi olacak bir hürriyet anlayışına sahip olan kimselerdir.

“GEMİNİN DİBİNİ DELMEK İSTERLER”
Gemi hareket etmeden önce bu iki grup insan kura ile gemide yolculuk yapacakları yerleri belirlemiş, birinciler üst kısımda, ikinciler ise alt kısımda yerlerini almışlardır. İlahî rotada seyreden gemi, tam denizin ortasına vardığında aşağıdakiler güya yukarıdakileri gidip rahatsız etmemek gibi masumane görünen bir bahaneyle su ihtiyaçlarını gidermek için geminin dibini delmek isterler.

İşte bu hâl karşısında yukarıdakiler bütün insanlığın ortak malı olan bu geminin delinip su almasına mani olmadıkları takdirde yukarıdakilerle aşağıdakiler hep birlikte helak olacaktır. Ancak önlerine durup hikmetli bir yolla engel oldukları zaman sadece kendileri değil aşağıdakiler de batmaktan kurtulacaklardır.[1]
Hürriyet ve mesuliyet, zıt gibi görünen ancak birbirinden asla ayrılmayan iki kavramdır. Fertler ve toplumlar, yaratıcılarına, üyesi oldukları insanlık âlemine, üzerinde yaşadıkları ve ortak olarak kullandıkları tabiata karşı görevlerini ifa ettikleri oranda hürdür.

Hutbemin başında okuduğum ayet-i kerimede Rabbimiz “İnsan, kendisinin başıboş bırakılacağını mı zannediyor?”[2] buyuruyor. İslam’a göre hürriyet, başıboşluk demek değildir. Sorumsuzluk demek hiç değildir. Hürriyet, kötülük yapma ve günahlara dalma özgürlüğü demek değildir. Hürriyet, insanın, sadece başkasının köleliğinden, sadece başkasının emir ve direktiflerine göre yaşamasından kurtulması demek de değildir. Hürriyet, Allah’tan başkasına boyun eğmemek, O’ndan gayrısına teslim olmamak anlamına gelir. İslâm’da hürriyetin çok geniş bir anlam dünyası vardır. Hatta İslam alimleri iffet, içtihat, sabır, hilm, af, cömertlik, kanaat ve takva gibi yüce hasletleri hep hürriyetin birer şubesi olarak değerlendirmişlerdir. Zira iffet, cinsel arzulara esir olmamaktır. İçtihat, tembellik ve rahata esir olmamaktır. Sabır, korku ve sıkıntıya esir olmamaktır. Hilm, öfkeye esir olmamaktır. Af, intikam duygusuna esir olmamaktır. Cömertlik ve kanaat, mal sevgisine ve paraya esir olmamaktır. Takva ise nefsin hevasına ve şeytana esir düşmemektir. İslâm’ın insana kazandırmak istediği hürriyet, en başta kendi hevâ, heves, tutku ve arzularına kul ve köle olmaktan kurtulması anlamındaki hürriyettir. Ahlâkî ve vicdanî hürriyettir. İrade hürriyetidir. İrade hürriyeti kazanılmadan diğer hürriyetler korunamaz.

Günümüzde birçok hata, hürriyet kavramının yanlış anlaşılmasından kaynaklanmaktadır. Zira çoğu kimseye göre hürriyet, kişinin her yapmak istediğine sahip olmasıdır. Ancak unutmayalım ki böyle bir anlayış hem kişiyi hem de toplumu esarete ve felakete sürükler.

Kitle iletişim araçlarıyla dünyamızın küçüldüğü, geminin dibini delmek isteyenlerin çoğaldığı, teknik imkânları kullanıp tabiatın ekolojik dengesini dahi bozacak kadar ileri gittikleri günümüzde insanlık, Kur’an-ı Kerim’in ve Sevgili Peygamberimiz (s.a.s)’in özgürlük ve sorumluk konusundaki mesajlarına her zamankinden daha fazla muhtaçtır.

Hepimiz, Rabbimizin bize emanet ettiği ortak gemide ebediyete doğru seyrüsefer halindeyiz. Rabbimiz, can emanetini sahibine teslim edinceye kadar bu gemiyi delmeden ve deldirmeden, sahil-i selâmete erebilmeyi cümlemize nasip ve müyesser eylesin!”

Anket : Bu Yazı Hakkında Görüşün?

Bu içerik beklentinizi karşıladı mı? Benzer iöerikler gelsin mi?